www.microturk.net

5 Ağustos 2007 yazan: efecan

Yeni adresim –> www.microturk.net

Sıkıntı…

29 Temmuz 2007 yazan: efecan

Bugünlerde çook sıkılıyorum çook. Bir telefon almak için para biriktirmekle uğraşıyorum ama bakalım n’olcak. Günlerdir arkadaşlara sitemdeki Google reklamlarını tıklayın tıklayın diye ısrar ediyorum. Ama galiba işe yaramayacak. Neyse…

Zaten okullarda yaklaşmaya başladı birde üstüne dershane bir ödev verdi. Hay Allah’ım yaa. Bir kitap verdiler 1 ayda bitirin diyorlar. Şu Öss dalgası olmasa kuşlar kadar rahat olcak yemin ederim. Hayatımın gelecek 1 senesini Öss pisliğine feda edeceğim ama ya kazanamazsam. Allah kahretsin. Damn it…

İyi ki doğdum demi :)

18 Temmuz 2007 yazan: efecan

Bugün benim doğum

Satırlar dökülüyor klavyemden

Bir bilgisayar önünde

17 yıl önce doğduğum gündeyim

Evet bugün benim doğduğum günüm yani 18 Temmuz (1990-2007). Eğer doğum günümü kutlamak için birşeyler yapmak istiyorsanız bana mail atın size açık ikamet adresimi vereyim :) :) Bu konuya cevap yazsanız yeter. Microturk.net adresindeki google reklamlarını tıklarsanız çok iyi olur. Doğum günü hediyesi olarak yani.

Pardon günlük!

11 Temmuz 2007 yazan: efecan

Valla günlük çok özür dilerim, seni bayağıdır boşladım ama bu sıcaklardan insana ilham falan geldiği yok ki yaw. İlk aklıma gelen şeyleri yazcam ama pek sanmıyorum. Hadi byte’larına mukayyet ol :)

Kahrolası terör!

11 Haziran 2007 yazan: efecan

Bugünlerde kendini bilmez pislikler azmaya başladı kendilerini iyice birşey zannetmeye başladılar. Vatanı için aylarda dağda, taşta bekleyen mehmetçikleri hiç acımadan şehit ediyorlar. İnsanlıkları kalmamış. Daha askere gitmemiş biri olarak bu haberleri televizyonda gördükçe şimdi askere gitmek istiyorum, hemen.

Onca askerin arasına nasıl cesaret edip girebiliyorlar bilmiyorum. Hani bir atasözü vardır ya; Eceli gelen KÖPEK, Camii duvarına işermiş diye. Seçimler yaklaştıkça pislikler daha da kendini bilmez oluyorlar. Aslında aklıma bir neden geliyor: Pisliklerin rejimdeki adamları seçimlerde hezimet alacak, onlarda biliyor, bari diyorlar şunlardan birkaç tane öldürelim ortalığını birbine katalım. Ama olmaz, bu  vatan asla ama asla devrilmez. Göreceksiniz ortaklık biraz daha karışacak ama sonra olan o vatanı olmayan, dağda s*çt*kları yere yatan pislik bölücülere olacak.

Mehmetçikler asla bitmez. Biran televizyonda o cenaze törenlerini izlerken içim kapkara öfkeyle doldu, elimde veya yakın bir yerde silah olsa yemin ederim dışarı çıkıp gördüğüm ilk …’ya sıkabilirdim (… yerine ne gibi insaların geleceğini anladınız). O yaşlı amcalar gördükleri askerlere sarılında gözlerim doldu ama ağlamadım, sıktım kendimi. O an içimden geçenleri burada anlatmak zor. O kadar ağır, o kadar sert bir öfkeydi ki.

Ne olursa olsun TÜRK doğmuş olmaktan ve Allah nasip ederse TÜRK ölecek olmaktan gurur duyuyorum. Türk oldukları yada Türk’ler arasında yaşadıkları için memnun olmaları gereken yere, aynı toprakların ekmeğini yedikleri mehmetçikleri vuruyorlar. Türkler sayesinde karınlarını doyuruyorlar. Bu Türk bayrağını onlar gibi iki-üç çapulcu indiremez.

Sözüm ona o partileri sadece kendilerini savunuyor. Parti dedikleri ve uluslar arası adı “kürt işçi partisi” olan pkk (p*ç kürt kurumu) terör örgütü arkasına o kadar çok destek almışki içinde yaşadıkları topraklara kafa kaldırıyorlar. Yaptıkları şey ise kendilerini ve bizi sarsmak, ama o kadar acizlerki kendilerin sarsılırken yıkılacağını ve bizim sarsılmamıza rağmen ayakta kalacağımız anlamak istiyorlar. Binlerde Asker o çapulcuları tükrükleriyle boğarlar ama neden yapılmıyor anlamıyorum.

Herkeze terör ülkeyi ele geçirdi gibi geliyor zatende öyle görünüyor ama öyle değil. Bu vatanı kimse ele geçiremez, içden yiyemez. O Al Bayrağın altında yatan şehitler olduğu sürece bu vatan asla bitmez.

Partide kalmıştık. Kendilerine parti diyorlar ama bir düşünün parti dediğiniz uyuşturucu, kadın ve silah ticari gibi illegal olaylardan mı gelir elde eder. Kendi soydaşlarını kullanarak insanları zehirliyorlar ve kazanılan para dağa gidiyor. Evet ben buna içten mücadele derim. Bir etrafınıza bakın en büyük şirketler ya yahudilerin yada onları. Neden mi çünkü ekonomimiz Amerikanın elinde. Çok yanlış bilinen birşey var. Amerika denen ülkenin başındakiler hristiyan diye bilinir ama yanlış. Amerikayı yönetenlerin bir çoğu yahudi diğer kalanlar ise opus dei tarikatından. (opus dei yazısını tıklayın). Bağlantıda yazanlar ise sadece halka açılabilecek kısmı. Ben bush’unda bu tarikatta olduğunu düşünüyorum. Yanlış olabilir ama fikrimin nedeni şu: Da Vinci Code filmini izleyen varsa görmüştür bunlar genellikle kendilerini kırbaçlarlar ve bacaklarına dikenli zincir takarak acı çektirirler. Bush’u hiç kısa şortla gördünüz mü? Ben hayır.

Vatanımız böyle pisliklerin içinde gidip geliyor ve bizde yaşamaya çalışıyoruz. Zaten ülkemizde yaşamdan bezdirecek o kadar çok şey var, birde terör gibi kökten etkileyen sebepler olursa bilmiyorum işte …

Dışarıda yağmur var…

10 Haziran 2007 yazan: efecan

Şuan dışarıda yağmur yağıyor. Acayip bir his var içimde, içimden dışarı çıkıp şortla sokakta o yağmur altında oturmak geliyor. Yağmur sesi şu oturduğum bilgisayarın başına kadar hafif hafif geliyor, acayip rahatlatıyor beni. Bazen boşver aq bırak okulu, salla öss’yi diyorum ama olmuyor, zaten olmazda, o anlık bir coşku. Tam bu satırlardayken yağmur yavaşladı, ama bu yazıyı satırlarca götürmek istiyorum, aklımada hiçbirşey gelmiyor. Boşveeer, ne gelirse salla yaz nasıl olsa kaç kişi okuyacak ki !

Şuan ateşimin olduğunu hissediyorum, e normal zaten günün 23 saati bilgisayar başında kodlarla uğraşırsan :) Sanki dışarı çıksam ve şimdi azalan o yağmurun altına geçip, başımı o kara bulutlara doğru kaldırsam ağrı falan kalmıyacakmış gibi geliyor ama … Bilmiyorum işte oraya sadece üç nokta koyabilirim. Bazen o kadar çok devamı olmayan amalar oluyor ki.

Bu yazıyı eğer dikkatlice okuyorsanız, kesin aa bu çocuk süper kompoziyon yazar dersini :) hiçde öyle değil. Dediğim gibi bu anlık birşey. Zaten hiç yağmur kalmadı. Sadece çatılarda kalan damlaların sesleri duyuluyor. Çok sinirliyim bu duruma. Galiba ben deliyim.

The world is just a fake!

7 Haziran 2007 yazan: efecan

Bazen dünya bana öylesine yalan geliyor ki, sanki biri silip silip sonra tekrar çiziyormuş, sanki biran yokolup gidecekmişiz ve ne yaşadığımız neda yaptığımız işler birileri tarafından bilencekmiş. İşte ben buna bilinmezlik derim. Öylesine şarşırıyorum ki, dünya bana her an kendini yenileyen bir internet sayfası gibi geliyor. Bir düşünün o yenile tuşuna basıldığı an bir nesil değişiyor ve artık siz, sevdikleriniz ve size ait hiçbirşey yok.Bilinmezlik dedim, bir hayal edin; şu an büyük ihtimal tanımadığınız birinin sayfasını okuyorsunuz beni asla göremiyeceksiniz, sizin düşündüklerinizi, yaşadığınız zorlukları yaşamış biri. Kim olduğumuzun hiçbir önemi yok. Hepimiz bilinmeziz, elbet bit gün yok olacağız, toprak olacağız; o zaman ne işimiz var bu dünyada. İşte bir bilinmezlik daha. Yıllarca okula gidiyoruz. Yüzlerce kitap okuyoruz. Binlerce satır kod yazıyoruz. Neden? Tüm Bunlar neden? Bilmem diyorsunuz, yada öyle yaratıldık diyorsunuz, en yada sen manyakmısın diyorsunuz.

Geçici dedim, biz nasıl kelebekleri anlık görüyorsak, kargalarda bizi anlık görüyor. Çünkü onlar bizden 2-3 kat daha uzun yaşıyorlar. Yani biz neyiz? Neyse artık gerisini sorgulamamak lazım, yoksa kafayı yiyeceğim.

biyoloji ödevi

3 Haziran 2007 yazan: efecan

Bugün pazar ve benim pazartesi gününe 45 tane biyoloji sorusu yetiştirmem gerek hemde çözümlü. Çözümlerinide bizim yapmamız gerekiyor. Bilgisayar başından da ayrılamıyorum. Bir sürüde iş var. Ufff ya, şu sınavlar, dersler daha doğrusu okul bitmedi gitti.

Vokaliz & İbrahim Tatlıses

31 Mayıs 2007 yazan: efecan

Bir vokaliz daha

31 Mayıs 2007 yazan: efecan